Çünkü üniversiteye başlamadan birkaç ay önce, 2022 yazında Trabzon’da düzenlenen TEKNOFEST’e gitmiştim. Oradaki ortamı görmüştüm. İnsanları, ekipleri, uçakları, İHA’ları, o yarışma atmosferini... Ve kendi kendime, “Ben de burada ekibimle yarışmalıyım.” demiştim.
Okul daha başlamadan kafama böyle bir hedef koymuştum.
Dokuz Eylül Üniversitesi’ne geldiğimde de ilk işim, mühendislik alanında en bilinen üç öğrenci kulübünün kapısını çalmak oldu. Gidip derdimi anlattım. Hayalim bir uçak yapmaktı. Tasarımından tekniğine kadar kafamda ne varsa anlattım.
Tabii burada küçük bir problem vardı:
Ben İşletme okuyordum.
Dolayısıyla hayal gücüm, mühendislerin “bu yapılabilir mi?” seviyesinden biraz daha yukarıdaydı. :)
Sonuç olarak beni reddettiler.
Ama iyi ki reddetmişler.
Çünkü sonrasında mavi renkli bir kulüple tanıştım. O kulübün başkanı S.D., üniversitenin başlangıcındaki hayatımın ikinci bölümünde karşılaştığım en büyük lider ve vizyonerlerden biri oldu.
Onun desteğiyle ekipler kurdum, yarışmalara katıldım ve ilk defa bir fikrin yalnızca kafada güzel durmasının yetmediğini; onu gerçekten hayata geçirmek için insanlara, ekibe, emeğe ve sabra ihtiyaç olduğunu öğrendim.
Mühendislik öğrencilerinin arasında İşletme okuyarak İHA yapmaya çalışmak da ayrı ve zor bir deneyimdi. Ama çok şey öğrendim.
Sonra kötü bir musibet olan 6 Şubat depremini yaşadık. Ülke bir anda bambaşka bir hâle geldi. Herkes memleketlerine döndü, hayatlarımız durdu ve bir süre ne olacağını bilemeden bekledik.
Sonrasında yarışmadan çekildik.